|
PATNOS'UN COĞRAFİ KONUMU
Patnos; Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Murat-Van Bölümündeki Ağrı İlinin 8 ilçe merkezinden biridir. Doğal oluk ve yolların düğümlendiği bir noktada bulunan Patnos şehrinin konumu kendisine oldukça stratejik bir konum kazandırmıştır. Bu özelliği tarih boyunca bölgenin egemenleri tarafından hep kullanılmıştır. Yukarı Murat-Van bölümünün önemli çöküntü alanlarından birini oluşturan Patnos Ovası değişik yönlü faylar eşliğinde çökerek oluşmuş sonradanda alüvyonlarla dolmuş her taraftan genç volkanitlerle çevrili bir tersiyer havzasıdır. İlçenin sınırları ise şöyledir: Kuzeyde Ağrı İline bağlı Tutak ve Hamur; doğuda Van’a bağlı Erciş ; güneyde Bitlis’e bağlı Adilcevaz ; batıda Muş’a bağlı Malazgirt bulunur. Kabaca 40° 39' kuzey enlemleri ile 42° 52'doğu boylamları arasında yer alır.
Patnos, Süphan Dağı’nın 25km kuzeyinde Murat Irmağının kollarından Badişan Deresinin suladığı ortalama yüksekliği 1600 m olan ova üzerinde bulunmaktadır.
Bu ilçe sınırları içinde inceleme alanının sınırları ise şöyledir:
Kot Tepe ve Aznavur Tepe’nin güney yamaçlarından Küçük Gresor Tepe’nin Kuzey yamaçlarına çekilen hat kuzey sınırı belirler. Burada güneye Sınırtaşı Mevkiine ordan Değirmen Tepenin batı yamacından geçen hat doğu ve güneydoğu sınırlarını belirler. Kumtepe Mevkii güney sınırını Bekçi Mevkii ve kuzeye Kot Tepe’ye ulaşan sınır incelemenin batı sınırını çizer.
PATNOS'TA BİTKİ ÖRTÜSÜ
Patnos ve çevresi doğal bitki örtüsü bakmından fakirdir. Yörenin doğal bitki örtüsünü tek ve çok yıllık otsu ve odunsu bitkiler olan stepler oluşturur.Bunlar yaprakları küçük sert dikenli ve derimsi yapıda kuraklığa dayanıklı bitkilerdir. Bölgede ormanın alt sınırı 1800 m'dir. Tarihi kayıtlarda bölgenin ormanlarla kaplı olduğuna dair işaretler vardır. Bölgenin bugün ormanlardan mahrum olmasının nedenlerinden biri kuşkusuz asırlardan beri süregelen tahribattır .
Bölgedeki stepleri ikiye ayırabiliriz: Yastık ve küme şekilli türler (Kenger, kernkosi, sitilme, geven, kerengzer ) ve gramineler (Şalvadır , havşan, pupi ,kurix ). Özellikle kengerlerden çok faydalanılır; ilkbaharda daha yer altındayken çıkarıldığında taze yenildiği gibi kızartılarak da yemeği yapılmaktadır daha sonra gelişme zamanında otsu haldeyken turşusu yapılır. Daha büyüdüğü zaman sapları soyularak yenilir tohum tutunca da tohumları çekirdek gibi yenilmektedir. Ayrıca biçilerek hayvanlar için saman yapılmaktadır.
Akarsu boylarında kavak ve söğüt türü ağaçlara rastlanır
PATNOS'TA İKLİM
İklimlimin ana çizgilerini uzun kışlar ve kısa yazlar ile karakterize edilen karasal iklim şartları belirler.
Patnos’ta yıllık sıcaklık (1977-1990 rasat devresinde ) 7.0°C kadardır. Yılın en soğuk ayı olan Ocak ayının sıcaklığı -8.8°C'dir. Mart ayından itibaren sıcaklıklar hızlı bir şekilde yükselerek en yüksek değerlere Temmuz, Ağustos aylarında erişir . Patnos’ta Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21.5°C, Ağustos ayının ise 20.5°C'dir. Temmuz ayı sıcaklıkları incelendiğinde, yöredeki istasyonlar arasında önemli farkların olmadığı görülür. Örneğin Ağrı’da 21.0°C, Malazgirt’te 22.2°C, Erciş’te 21.8 °C dir. Ağustos ayından sonra sıcaklıklar ani bir şekilde azalır. Sıcaklığın 20°C'nin üstünde olduğu ay sayısı iki olup Temmuz ve Ağustos’tur. Yıllık sıcaklık amlütüdü 30.3 lük bir değerle şiddetli karasallığa işaret etmektedir.
Patnos’ta donlu günlerin diğer bir ifadeyle sıcaklığın 0°C ve 0°C nin altında olduğu gün sayısı 147 .8 dir. Yaklaşık olarak Ekim ayı ortalarından başlayıp Nisan ayı sonlarına kadar devam eden 6.5 ay gibi uzun bir süre kapsayan don olayının görüldüğü devre ziraat hayatı bakımından bilhassa bitkilerin yetişme devreleri açısından son derece etkileyici ve belirleyici bir husustur. Donlu günlerin mevsimlere dağılışı incelendiğinde ; en yüksek payın %57.4 ile kışa ait olduğu, %25.1 ile ilkbaharın ikinci sırada geldiği görülür. Sadece Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında don görülmemektedir.
33 Yıllık ortalamalara göre Patnos yıllık yağış miktarı 428.8 mm'dir.Yağışlar daha çok Nisan ve Mayıs aylarında görülmektedir. Bununla birlikte Nisan ayı payının daha fazla olduğu dikkati çeker. Nitekim ilkbahar toplam yağışlar içerisinde %39 luk bir oranla başta gelirken Kış ve Sonbahar mevsimleri birbirlerine yakın değerlerle ikinci ve üçüncü sırayı alır . (Kış %26.4 , Sonbahar %24.2) Yaz yağış bakımından en az paya sahip olup (%9.5 ) bu özelliğiyle yağış azamisi Yaz’a tekabül eden Kuzeydoğu Anadolu’dan önemli bir farklılık gösterir. Yılın ortalama 75.6 günü yağışlı geçmekte bununda %34.5 i yani 26.1 günü kar yağışları şeklinde düşmektedir. Patnos’ta en yüksek kar örtüsü 135 cm ile Mart ayında tespit edilmiştir.
Patnos'ta doğu sektörlü rüzgarlar (NE,E,SE) daha sıklıkta esmekte buna yakın değerle W ve S sektörlü rüzgarlar izlemektedir. Yıl içerisinde rüzgarın en fazla estiği yön %25'lik bir oranla E olup bunu %14.5 ve %13.6'lık oranlarla SW ve W yönleri izlemektedir.
PATNOS'TA EKONOMİK COĞRAFYA
Patnos'ta işsizlik ilçenin en büyük sorunlardandır. İşsizlik nedeniyle halkın büyük bir kısmı batıdaki büyük şehirlerde çalşmaktadır. Halk ailesini Patnos'ta bırakıp 6 - 7 ay büyük şehirlerde çalışır.
TARIM:
Tarım faaliyetleri, nüfusun fazla oluşu, sert karasal iklimin etkisiyle kısa süren yazlar ve ortalama yıllık yağışların düşüklüğü gibi sebeblerden dolayı fazla gelişememiştir. Tarım genelde aile işletmeciliği şeklindedir. Arazilerde mülkiyet durumu şöyledir; Araziler genelde ağaların elinde toplanmıştır. Ağaların bu durumuna karşılık toprağı olmayan halkta vardır.
İnceleme alanında tarım alanı yok denecek kadar azdır. Etüd sahasında tarım faaliyetleri ile uğraşan halk ve arazi sahipleri oturmaktadır. Ayrıca tarım ürünleri şehir merkezinde tüketilmektedir.
Tarım alanlarında genel olarak kuru tarım yapılmaktadır. Bu alanlara ya D.S.İ nin sulama kanallarıyla yada vatandaşın kendi olanaklarıyla yaptığı ark ve kanaletlerle sınırlıda olsa su getirme olanağı bulunmaktadır.
HAYVANCILIK:
Hayvancılık ilçenin en önemli geçim kaynağıdır. Yörenin işsizlik ve göç gibi ekonomik ve sosyal sorunları ortadan kaldırabilecek potansiyele sahiptir. Yıllarca hayvancılıkla uğraşan yöre insanı edindiği tecrübe veya kültür birikimi ile elverişli şartlarda hayvancılığın geliştirilmesi mümkündür. Bu durumda halkın refah seviyesi yükseltilerek fakirlik ve işsizlik önlenebilir. Hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesi halinde üretken hale gelen insanlar toprağına bağlı kalarak göç olayıda ortadan kaldırılır.
Geçim tipi hayvancılık yapılmaktadır. 1995 verilerine göre merkezde 4000 sığır, 9500 koyun, 500 keçi, 50 manda ve 28000 kümes hayvanı bulunmaktadır. Doğal ortama en uygun küçükbaş hayvan kızıl karaman koyunudur.
Akarsularda tatlı su balıkçılığı, evlerde tavşancılık ve cüzi miktarda arıcılık yapılmaktadır. Tüm ilçede 70 kovan bulunmaktadır. Yılda 2100 kg verim alınmaktadır.
Hayvanlardan alınan verim düşüktür. Çünkü ilkel bir hayvancılık faaliyeti uygulanmaktadır. Ortalama olarak yerli bir inekten günde 3-5 kg süt alınır. Ama iyi cins bir inekten günde 25-30 kg süt alınabilmektedir. Et farkıda böyledir. Geçim amacıyla beslenen hayvanlarda (ortalama olarak bir koyunda ) 50 kg et alınırsa ticari amaçlı bir hayvanda 60-65 kg et alınır. Hayvancılık faaliyetlerinde başlıca aşılama, beslenme, ağılların temizliği, düzeni, havalandırması, ışıklandırılması gibi durumlara önem verilmemektedir. Bu ilkellik hayvan sağlığı için tehlike oluşturduğu gibi insan sağlığı için de tehlike arzetmektedir. Brusela, şap (halk dilinde tabak) ilkbaharda zehirlenmeler vuku bulan hastalıklardandır.
Genel Nüfus Sayımı(2000) sonuçları itibariyle ilçe merkezi ve köylerinin nüfusu 136.594'tür.Buna göre 1421 kmª olan yüz ölçümü itibariyle kmª'ye 84 kişi düşmektedir.
İlçenin toplam nüfusu içerisinde yaklaşık 64880 kişisi erkek, 55536 kişisi de kadındır bunun 65360 kadarı ilçe merkezinde, 55056‘i de köylerde yaşamaktadır. 1997 yılı sonuçlarına göre nüfusun %53 kadarı şehirde, %47’si kırsal alanda yaşamaktadır. Nüfusun sayım dönem-lerine bağlı olarak gösterdiği özellikler; 1960-70 arasında yüksek evlenme, doğum artışları ve kırsal alanlardan göçler nüfusu iki katına çıkarmıştır. Ayrıca 1990-94 yılları arasında devam eden artış, Malazgirt ve çevredeki ilçelerdeki terör ve terörle ortaya çıkan askeri baskıların doğurduğu göçlere bağlıdır. Bunun yanında ilçeye atanan asker ve polisler de nüfusun artmasına neden olmuştur. Askeri nüfus toplam nüfus içerisinde önemli yer tutar. Askeri nüfusun faal nüfus içerisindeki payı 1985‘te %31.4, 1990’da %17.0 , 1995‘te ise %31.8‘dir. 1997 sonuçlarında dikkati çeken bir nokta da şudur ; köy nüfusunun artışı yavaşlamış kent nüfusunun artışı da fazla oranda geçekleşmiştir. Köylerdeki nufus artışını doğurganlığa bağlayabiliriz. Şöyle ki; aşiretinin fazla olmasını isteyenler çok çocuk yapmak istiyorlar. Halkın inanışına göre nüfus çocukluk döneminde tüketici durumdayken ilerde üretici durumuna mutlaka geçecektir. Tabi bunun istihdamla desteklenmesi durumunda bu bölgedeki nüfus potansiyel bir güç kazanacaktır.
« Geri
|